Tekrar merhabalar sevgili okurlarım ,
Mulu olmak ne demektir sizce ? Her insan mutlu olabilir mi veyahut yalnız mutlu olmasına imkan var mı ? Muhakkak yanında birini ister , bu bir anne , baba, kardeş , arkadaş olabileceği gibi bir ömrü paylaşabileceği bir eş de olabilir.
Eşim derken bir ömrü paylaşmak kötü günlere beraber göğüs germek , iyi günde beraber sevinmek ve en önemlisi bu bence kendini hiç düşünmeden birine emanet edebilmektedir.
Geçen hafta çok sevdiğim bir arkadaşımı bekarlık mertebesinden , evlilik gibi kutsal bir müesseseye terfi ettirdik. Bu mutlu günlerinde yanında olmak biz arkadaşları için gurur verici olmuştur.
Kendisi evleninceye kadar bize çok çektirmiş olsa da en azından kurtulduk çok şükür :) . O gece arkaşımın yüzünde gördüğüm o mutluluk tarif edilemez bir mutluluktu.
Allah tan bu mutlu birlikteliğin bir ömür boyu sürmesini temenni eder , Serbay - Pakize KÖKEN çiftine tebrik eder ve mutluluklar dilerim..
17 Temmuz 2007 Salı
Bir hayat hikayesi
Tekrar merhabalar ,
Hiç acı bir gerçekle , kalemlerin çizdiği çizgilerle karşılaştınız mı ? çıkarılması gereken bir acı dersle . Uzun zamandır hürriyetin foto galerilerinin içinde olan e-çizgiyi takip etmekteyim ve orada gördüğüm bir çizgi serisi tüm gerçeği çıplaklığı ile bir kez daha yüzüme vurdu.
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=4148&rid=154
Nedir mi bu Tabiki tüm her şeyimizi yabancılara emanet etmek ve her şeyi hazır bekleme alışkanlığı . Evet burada kahramanımız ki bu bizler olmaktayız elinde kendince olan varken bir coni ile arkadaşlık kuruyor ve coni ile arkadaşlığı ilerletikçe coni kendine yardım öneriyor ve kahramanımız kabul ediyor ne var ki gün geçtikçe kahranımız bu yardıma iyice alııyor ve tembellik yapmaya başlıyor. Fakat gün geliyor ki coni artık işleri hayır için yapmıyor ücret istemeye başlıyor kahramanımızdan tabiikii bizim kide alışmış ya tembelliğe veriyor parayı ... peki sizce ne kadar sürer bu durum para bitince kadar .... tüm mal varlığıda ipotek ile coninin eline geçince yol görünüyor kendisine ve paşa paşa hani bizim bir deyimimiz vardır ya geçti bolu pazarı sür eşşeği niğdeye... evet kahramanımızda bunu yapıyor elden ne gelir , olan oldu kafasını taşlara vursa ne yazar kendine eziyet.
Evet bu çizgi bana bir şeyleri anımsattı Neden tüm varlıklarımız teker teker yabancılara satılmaya başlandı nerde ise bize ait bir şey kalmadı artık kendimizi bir yabancı şirkette çalışırsak çok üstte görmeye başladık. rivayet veya gerçek bende tam bilmiyorum ama anlatırlar zamanında eskişehir de uçak fabrikası kurulacakmış fakat amerika demiş ki ne gerek var fabrikayı açtınız üretime geçtiniz siz bu uçakları 150 lira ya üreteceksiniz gelin ben size bunları yarı fiyatına vereyim niye o kadar pahalı bir şey mal edesinizki tabii bizimkilerde ticaret kafası müthiş hemen kabul etmişler sonuçta kabul edilmiyecek gibi değil yarı yarıya kar edecekler. ne oldu sonra tamam o zaman aldık belki uçakları yarı fiyatına peki şimdi niye biz karar veremiyoz fiyata .. niye bize direkt dayatıyorlar fiyatı neden olacak çünkü elimiz mahkum . Bir fabrikamız olsa idi kötü mü olurdu kendi ürünümüz yerli ürünümüz olmuyacak mıydı o zaman pahalı üretilebilirdi ama bugun bunun fiyatını düşürmey i başaramıyacaktık.
Artık her alanda yabancılara mahkum hale geldik. Umarım geleceğimiz tamamen onların elinde olmaz. Biz ki 3 kıta da hüküm sürmüş bir neslin torunlarıyız hiç bir zaman esir olmadık olmuyacağız . Bu durumda ne mi yapabiliriz tabiki yerli malı tüketimini özendirerek başlayabiliriz yeni çözümler her zaman bulunmuştur ve bulunacaktır. ve tabiki işimizi başkalarının değil kendi yapma alışkalığımızı edinerek .
Bir başka yazımda görüşmek üzere esenlikle kalın....
Hiç acı bir gerçekle , kalemlerin çizdiği çizgilerle karşılaştınız mı ? çıkarılması gereken bir acı dersle . Uzun zamandır hürriyetin foto galerilerinin içinde olan e-çizgiyi takip etmekteyim ve orada gördüğüm bir çizgi serisi tüm gerçeği çıplaklığı ile bir kez daha yüzüme vurdu.
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=4148&rid=154
Nedir mi bu Tabiki tüm her şeyimizi yabancılara emanet etmek ve her şeyi hazır bekleme alışkanlığı . Evet burada kahramanımız ki bu bizler olmaktayız elinde kendince olan varken bir coni ile arkadaşlık kuruyor ve coni ile arkadaşlığı ilerletikçe coni kendine yardım öneriyor ve kahramanımız kabul ediyor ne var ki gün geçtikçe kahranımız bu yardıma iyice alııyor ve tembellik yapmaya başlıyor. Fakat gün geliyor ki coni artık işleri hayır için yapmıyor ücret istemeye başlıyor kahramanımızdan tabiikii bizim kide alışmış ya tembelliğe veriyor parayı ... peki sizce ne kadar sürer bu durum para bitince kadar .... tüm mal varlığıda ipotek ile coninin eline geçince yol görünüyor kendisine ve paşa paşa hani bizim bir deyimimiz vardır ya geçti bolu pazarı sür eşşeği niğdeye... evet kahramanımızda bunu yapıyor elden ne gelir , olan oldu kafasını taşlara vursa ne yazar kendine eziyet.
Evet bu çizgi bana bir şeyleri anımsattı Neden tüm varlıklarımız teker teker yabancılara satılmaya başlandı nerde ise bize ait bir şey kalmadı artık kendimizi bir yabancı şirkette çalışırsak çok üstte görmeye başladık. rivayet veya gerçek bende tam bilmiyorum ama anlatırlar zamanında eskişehir de uçak fabrikası kurulacakmış fakat amerika demiş ki ne gerek var fabrikayı açtınız üretime geçtiniz siz bu uçakları 150 lira ya üreteceksiniz gelin ben size bunları yarı fiyatına vereyim niye o kadar pahalı bir şey mal edesinizki tabii bizimkilerde ticaret kafası müthiş hemen kabul etmişler sonuçta kabul edilmiyecek gibi değil yarı yarıya kar edecekler. ne oldu sonra tamam o zaman aldık belki uçakları yarı fiyatına peki şimdi niye biz karar veremiyoz fiyata .. niye bize direkt dayatıyorlar fiyatı neden olacak çünkü elimiz mahkum . Bir fabrikamız olsa idi kötü mü olurdu kendi ürünümüz yerli ürünümüz olmuyacak mıydı o zaman pahalı üretilebilirdi ama bugun bunun fiyatını düşürmey i başaramıyacaktık.
Artık her alanda yabancılara mahkum hale geldik. Umarım geleceğimiz tamamen onların elinde olmaz. Biz ki 3 kıta da hüküm sürmüş bir neslin torunlarıyız hiç bir zaman esir olmadık olmuyacağız . Bu durumda ne mi yapabiliriz tabiki yerli malı tüketimini özendirerek başlayabiliriz yeni çözümler her zaman bulunmuştur ve bulunacaktır. ve tabiki işimizi başkalarının değil kendi yapma alışkalığımızı edinerek .
Bir başka yazımda görüşmek üzere esenlikle kalın....
10 Temmuz 2007 Salı
Neler Oluyor Bize ??
Evet neler oluyor bize diye sormamız gerekmiyor mu kendimize ... bu soruyu sormak ve üzerine
düşünmek ? çok değil bundan bir kaç yıl önce demek istiyorum ama olmuyor çocukluğumda
insanlar bugunkünden çok farklıydı. Birbirlerine güvenen , canlarını bile emanet edecek
kadar güvenen , acı tatlı hatıralar paylaşan , birbirlerini gördüklerinde kafalarını başka
tarafa çevirmeyip selamlaşan , bildikleri yardıma muhtaç insanlara kimse görmeden
gururlarını incitmeden yardım eden , bir yere giderken evin kapısını bile açık bırakacak
kadar cesur olan insanlar evet bu insanlar nerelerde şimdi ?
Bizi bu hale getiren nelerdir diye sormamız gerekiyor kendimize , ne dersiniz sorun
batılılaşma nedeni ile olabilir mi ? Kendimizi o kadar kaptırmışız ki buna değerlerimizi
unutmuşuz. Biz bir aile idik ama aile kavramımızı tamamen yitirdik sanırım. Kuşaklar
arasında çok derin uçurumlar var öyle ki bir anne veya baba çocukları ile arasında iletişim
sorunu oluyor. Atalarımız zamanında oğullar babaları ile ava gitmez miydi kızlar anneleri
ile kalıp işleri öğrenmez miydi ? Sizce bu durumda kuşak arası dil farklılaşması mümkün mü ?
Peki bu kültürümüzdeki yozlaşma niye , niye inkar etmeye çalışıyoz kültürümüzü ?
En basitinden alacak olur isek Bayramlar : küçüklerin büyükleri ziyaret etmesi , insanların
birbirleri ile daha iyi kaynaşması ,dargınların barışması gibi görünürken malesef günümüzde
tatil olarak görülmekte birbirini ziyaret etmeyi bırakın kaçarcasına tatil diye
nitelendirilen yerlere gitmek artık moda haline gelmiştir .
Peki televizyon programlarında olana ne demeli... Bir televizyon programının yayınladığı
yarışmada malesef durum içler acısı . Bizim okullarımız da hiç bir şey mi öğretilmiyor. Biz
çevremize bu kadar mı duyarsız kaldık.Nasıl bir yarışma , masanın üzerine çıkıp oynamalar
bence çok da uygun bir durum değildi ki o saatte bunu kaç tane çocuk izledi ve bunu normal
bir davranış olarak benimsiyecek çocuk sayısını tahmin etmek bile güç , kaldı ki çocuklar
değil gençlerimizde ister istemez ünlü olmanın yolu bu şekilmiş diye düşünmeyecek mi ? Kimse bu gidişe dur demiyecek mi ? sizce yolun sonu ne görünüyor ... bence yolun sonu
Osmanlının çöküş devri zamanlarına doğru gidiyor.Gelin biraz düşünelim ve kendimize nereye
gidiyoruz diye bir soralım ve hep beraber neler yapabileceğimizi tartışalım.
Unutmuyalım ki bu ülkede bizler yaşıyoruz ve birbirimize ne kadar sahip çıkarsak o kadar
yenilmez olduğumuz unutmayalım ve şu bir gerçektir ki bizim bizden başka dostumuz yoktur.
Sevgi ve saygılarımla
mutlu kalın ve birbirinizi sevin
düşünmek ? çok değil bundan bir kaç yıl önce demek istiyorum ama olmuyor çocukluğumda
insanlar bugunkünden çok farklıydı. Birbirlerine güvenen , canlarını bile emanet edecek
kadar güvenen , acı tatlı hatıralar paylaşan , birbirlerini gördüklerinde kafalarını başka
tarafa çevirmeyip selamlaşan , bildikleri yardıma muhtaç insanlara kimse görmeden
gururlarını incitmeden yardım eden , bir yere giderken evin kapısını bile açık bırakacak
kadar cesur olan insanlar evet bu insanlar nerelerde şimdi ?
Bizi bu hale getiren nelerdir diye sormamız gerekiyor kendimize , ne dersiniz sorun
batılılaşma nedeni ile olabilir mi ? Kendimizi o kadar kaptırmışız ki buna değerlerimizi
unutmuşuz. Biz bir aile idik ama aile kavramımızı tamamen yitirdik sanırım. Kuşaklar
arasında çok derin uçurumlar var öyle ki bir anne veya baba çocukları ile arasında iletişim
sorunu oluyor. Atalarımız zamanında oğullar babaları ile ava gitmez miydi kızlar anneleri
ile kalıp işleri öğrenmez miydi ? Sizce bu durumda kuşak arası dil farklılaşması mümkün mü ?
Peki bu kültürümüzdeki yozlaşma niye , niye inkar etmeye çalışıyoz kültürümüzü ?
En basitinden alacak olur isek Bayramlar : küçüklerin büyükleri ziyaret etmesi , insanların
birbirleri ile daha iyi kaynaşması ,dargınların barışması gibi görünürken malesef günümüzde
tatil olarak görülmekte birbirini ziyaret etmeyi bırakın kaçarcasına tatil diye
nitelendirilen yerlere gitmek artık moda haline gelmiştir .
Peki televizyon programlarında olana ne demeli... Bir televizyon programının yayınladığı
yarışmada malesef durum içler acısı . Bizim okullarımız da hiç bir şey mi öğretilmiyor. Biz
çevremize bu kadar mı duyarsız kaldık.Nasıl bir yarışma , masanın üzerine çıkıp oynamalar
bence çok da uygun bir durum değildi ki o saatte bunu kaç tane çocuk izledi ve bunu normal
bir davranış olarak benimsiyecek çocuk sayısını tahmin etmek bile güç , kaldı ki çocuklar
değil gençlerimizde ister istemez ünlü olmanın yolu bu şekilmiş diye düşünmeyecek mi ? Kimse bu gidişe dur demiyecek mi ? sizce yolun sonu ne görünüyor ... bence yolun sonu
Osmanlının çöküş devri zamanlarına doğru gidiyor.Gelin biraz düşünelim ve kendimize nereye
gidiyoruz diye bir soralım ve hep beraber neler yapabileceğimizi tartışalım.
Unutmuyalım ki bu ülkede bizler yaşıyoruz ve birbirimize ne kadar sahip çıkarsak o kadar
yenilmez olduğumuz unutmayalım ve şu bir gerçektir ki bizim bizden başka dostumuz yoktur.
Sevgi ve saygılarımla
mutlu kalın ve birbirinizi sevin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)