17 Temmuz 2007 Salı

Bir hayat hikayesi

Tekrar merhabalar ,
Hiç acı bir gerçekle , kalemlerin çizdiği çizgilerle karşılaştınız mı ? çıkarılması gereken bir acı dersle . Uzun zamandır hürriyetin foto galerilerinin içinde olan e-çizgiyi takip etmekteyim ve orada gördüğüm bir çizgi serisi tüm gerçeği çıplaklığı ile bir kez daha yüzüme vurdu.
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=4148&rid=154

Nedir mi bu Tabiki tüm her şeyimizi yabancılara emanet etmek ve her şeyi hazır bekleme alışkanlığı . Evet burada kahramanımız ki bu bizler olmaktayız elinde kendince olan varken bir coni ile arkadaşlık kuruyor ve coni ile arkadaşlığı ilerletikçe coni kendine yardım öneriyor ve kahramanımız kabul ediyor ne var ki gün geçtikçe kahranımız bu yardıma iyice alııyor ve tembellik yapmaya başlıyor. Fakat gün geliyor ki coni artık işleri hayır için yapmıyor ücret istemeye başlıyor kahramanımızdan tabiikii bizim kide alışmış ya tembelliğe veriyor parayı ... peki sizce ne kadar sürer bu durum para bitince kadar .... tüm mal varlığıda ipotek ile coninin eline geçince yol görünüyor kendisine ve paşa paşa hani bizim bir deyimimiz vardır ya geçti bolu pazarı sür eşşeği niğdeye... evet kahramanımızda bunu yapıyor elden ne gelir , olan oldu kafasını taşlara vursa ne yazar kendine eziyet.
Evet bu çizgi bana bir şeyleri anımsattı Neden tüm varlıklarımız teker teker yabancılara satılmaya başlandı nerde ise bize ait bir şey kalmadı artık kendimizi bir yabancı şirkette çalışırsak çok üstte görmeye başladık. rivayet veya gerçek bende tam bilmiyorum ama anlatırlar zamanında eskişehir de uçak fabrikası kurulacakmış fakat amerika demiş ki ne gerek var fabrikayı açtınız üretime geçtiniz siz bu uçakları 150 lira ya üreteceksiniz gelin ben size bunları yarı fiyatına vereyim niye o kadar pahalı bir şey mal edesinizki tabii bizimkilerde ticaret kafası müthiş hemen kabul etmişler sonuçta kabul edilmiyecek gibi değil yarı yarıya kar edecekler. ne oldu sonra tamam o zaman aldık belki uçakları yarı fiyatına peki şimdi niye biz karar veremiyoz fiyata .. niye bize direkt dayatıyorlar fiyatı neden olacak çünkü elimiz mahkum . Bir fabrikamız olsa idi kötü mü olurdu kendi ürünümüz yerli ürünümüz olmuyacak mıydı o zaman pahalı üretilebilirdi ama bugun bunun fiyatını düşürmey i başaramıyacaktık.
Artık her alanda yabancılara mahkum hale geldik. Umarım geleceğimiz tamamen onların elinde olmaz. Biz ki 3 kıta da hüküm sürmüş bir neslin torunlarıyız hiç bir zaman esir olmadık olmuyacağız . Bu durumda ne mi yapabiliriz tabiki yerli malı tüketimini özendirerek başlayabiliriz yeni çözümler her zaman bulunmuştur ve bulunacaktır. ve tabiki işimizi başkalarının değil kendi yapma alışkalığımızı edinerek .
Bir başka yazımda görüşmek üzere esenlikle kalın....

2 yorum:

İdris Cin dedi ki...

Selam Oğuz,

Gerçekten çok güzel bir ayrıntıyı yakalamış ve bizlerle paylaşmıssın.
Görüşlerine katılmamak ve ah çekmemek elde değil.

Paylaşımına Sağlık.

Sevgi ve saygılarımla.

albatros dedi ki...

Yorumun için teşekkürler idris.
Malesef durum bu. Aslında ben filistine benzemekten korkuyorum oradaki kardeşlerimiz zamanında her şeyi sattı şu an da torunları savaş veriyor orada ... Umarım biz de oraya doğru gitmiyoruzdur.